Migren Ameliyatı




Migren Ameliyatı

Migren denilince beyin içinden kaynaklanan kimi zaman ilaçlarla baskılanabilen, çoğu zaman ise tedavisi olmayan bir hastalık olarak tanıdığımız, ataklarla seyreden ve kişinin hayatını kısıtlayan bir kısır döngü süreci akla gelir.

Tetik Nokta Teorisine Göre Migren Atağı Nasıl Oluşur ?

Primer teori, periferik sinirler üzerinden kontrol dışı oluşan ağrı duyusunun, beyne iletilmesi konusunda yoğunlaşmaktadır. Asıl sorun yüzeyel cilt altı sinirlerdeki sıkışma ve etkileşimle bağlantılıdır. Mekanik problem giderildiğinde sinir dokusunun çevre dokularla etkileşimi kontrol altına alındığında ana problem giderilmiş olur. Yüksek başarı oranlarına sahip olan Endoskopik migren ameliyatı rastlantısal olarak bulunmasına rağmen tek bir ameliyatla çözümü yok diye bilinen migren hastalığının üstesinden gelmektedir. İlaç bağımlısı haline gelmiş, migrene yıllarını harcamış hastalara kalıcı olarak çözüm sağlamaktadır.

Migren Tedavisi Tarihçesi Nedir ?

Migren hastalığı ilk olarak milattan önce 1500 yılında Ebers papyruslarında tanımlanmış. MÖ 700 yılında da tedavi amaçlı trepanasyon (kafa tasının delinmesi) uygulanmaya başlanmış. Bu yöntemle kötü ruhların çıkarılması hedeflenmiş. William Harvey 17. yüzyılda tekrar trepanasyonu gündeme getirmiş. 1918 yılında ise mantarlardan ergotamin elde edilerek migren tedavisinde bir çığır açılmış(günümüzün migren ilacı). Akupunktur ve sinir sitümülasyonu gibi uyarılarla ağrının yönünü değiştiren teknikler denenmiş. Ancak bu tedavilerin hiç biri tam iyileşme sağlayamamış. 2000 yılının başlarında Bahman Guyuron’un öncülük ettiği tetik nokta teorisi temelinde geliştirilen endoskopik migren ameliyatı migren tedavisinde etkili bir tedavi yöntemi olarak günümüze ışık saçmaktadır.

Migrenle Karışan Diğer Hastalıklar Nelerdir ?

Gerilim tipi baş ağrısı : En sık görülen baş ağrısı tipidir. 4-6 saat içinde sonlanır, ensede ve başın her iki tarafında görülen bai ağrısına neden olur. Küme tipi baş ağrısı : Erkeklerde daha sık görülen, tek taraflı, 15 dakika ile 3 saat arasında süren ağrılarla kendini gösterir. Temporal arterit: Daha çok eksternal karotis arteri tutan inflamatuar bir hastalıktır. Şakak bölgesinde belirgin ağrıya neden olur. Akut glokom: Göz tansiyonu olarak bilinen, oluşturduğu göz çevresinde ki ağrı ile tanınan hastalık türüdür. Menenjit: Enfeksiyona bağlı meningkslerin tutulduğu yaygın baş ağrısına neden olan bir hastalıktır. Subaraknoid kanama: Beyin kılıfı içinde gelişen kanama ile gelişen dayanılmaz bir baş ağrısına neden olur.

Migren Hastalığının Diğer Özellikleri Nelerdir ?

Migren etiyolojisinde ailesel ve çevresel önemlidir. 2/3 ü ailesel geçişlidir. Puberte öncesi erkeklerde daha sık görülürken sonrasında ise kadınlarda daha sık görülür.

Migren Atağının Safhaları Nelerdir ?

Prodrom fazı ağrı döneminden, 2 gün 2 saat öncesine kadar görülür, depresyon öfori gibi mood değişiklikleri sıktır %60 • Aura, ataktan 1 saat önce görsel, duyusal ve bazen motor bozukluklarla kendini gösterir • Baş ağrısı dönemi % 40 bilateral, yavaş başlangıçlı, hareketle artan 4-72 saat, ortalama ayda 1 sıklıkta • Postrom dönemi yorgunluk, güçsüzlük, depresyon gibi belirtiler bir kaç gün sürer. Tek bir migren atağı tüm fazlarıyla hastanın neredeyse 1 haftasını etkilemektedir.

Migren Çeşitleri Nelerdir ?

Alın migreni (frontal migren) 2. Şakak migreni (temporal migren) 3. Ense migreni (oksipital migren) 4. Burun migreni (paranazal migren)

Migren Hastalığı Tanısı Nasıl Konulur ?

Uluslararası Başağrısı Topluluğu’nun düzenlediği tanı kriterleri: • 5 veya daha fazla atak—auralı migrende 2 atak • Ağrının 4-72 saat sürmesi • Aşağıdaki durumların İki veya daha fazlasının eşlik etmesi Tek taraflı olması Pulsatil olması Orta ileri düzey ağrı varlığı Rutin fizik aktivite ile ağrıda artış • Aşağıdaki durumların bir yada daha fazlasının eşlik etmesi Bulantı kusma Işığa ve sese karşı rahatsızlık

Migrenin Toplumdaki Sıklığı Ve Dağılımı Nasıldır ?

Dünya nüfusunun %10-15’ ini etkiler. Kadınlarda daha sık görülür. Çoğunlukla ailesel geçiş göserir.

Migren Ameliyatı İle Alın Germe Ameliyatı Benzer Ameliyatlar Mıdır?

Evet benzer ameliyatlardır. İkisinde de cilt altı planda işlem yapılır. Ayrıca migren ameliyatı olan hastalara isteğe bağlı olarak kaş askılama ameliyatı da eklenebilir.

Ameliyatın Riskleri Nelerdir ?

Ameliyatın riskleri tüm ameliyatlarda görülebilecek enfeksiyon, kanama, yara iyileşmesi bozukluklarını gibi durumları içerirken, genel olarak erken dönemde saçlı deride kaşıntı hissi görülebilir. Riskler ameliyatın uygulandığı bölgeye göre farklılık göstermektedir.

Migren Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır ?

Ameliyat sonrası saçlı deriden dışarı uzanan dren yerleştirilerek içeride kan ve sıvı birikmesi engellenir. Genel olarak bir sonra dren çekilir. Hastanın hastane bir gün gözlem altında kalması istenir. İyileşme süreci kişiden kişiye değişmekle birlikte ödem ve şişlikler 3. Günde gerilemeye başlar ve 7-10 günde belirgin şekilde kaybolur. Ağır egzersizler 3. Haftadan sonra yapılabilir. Kendisi eriyen dikişler kullanıldığından dolayı dikişlerin alınması gerekmez.

Ameliyat Ne Kadar Sürer ?

Her bir tetik nokta için yaklaşık 45 dk ile 1 saat arasında değişir.

Migren Ameliyatı Nasıl Yapılır ?

Migren ameliyatı bir çok migren merkezi tarafından kabul gören Endoskopik şekilde uygulanır. Endoskopik uygulama kamera yardımı ile 1 cm’ lik saçlı deri içerisinden yapılan(iz bırakmayan) kesilerinden girilerek hedef sinirlere cilt altında (migren ameliyatı beyin ameliyatı değildir) ulaşılarak sağlanır. Etraf dokularla sinirler arasında ki ilişki tekrar düzenlenir ve sıkışma alanları serbestleştirilir.

Migren Ameliyatı Öncesinde Nelere Dikkat Edilmeli ?

Özellikle kan sulandırıcılardan olan aspirinin ameliyattan üç hafta önce kesilmesine ve ameliyattan bir hafta sonrasına kadar kullanılmamasına dikkat edilmelidir. Bunun yanında E vitamini ve bitkisel ürünlerinde kullanımı kanamaya sebep olabilecek diğer maddelerdir.

Literatüre Göre Migren Ameliyatı Başarı Şansı Nedir?

Bahman Guyuron’ un 2009 yılında yaptığı bir çalışmada %57 oranında tam iyileşmenin gerçekleştiği ve 2011 yılında yaptığı bir çalışmada hastaların %88’ inde başarılı olduğu tespit edilmiştir.

Migren Ameliyatı Adayları Kimlerdir ?

Migren tanısı kesin olarak Nöroloji doktoru tarafından teşhis edilmiş olan, İlaç tedavisi altında dahi bir ay içinde 2 yada 3 atak geçiren, İlaç tedavisinin yan etkilerinden dolayı ilaç tedavisi kullanamayan yada kullanmak istemeyen migren hastaları ameliyat için uygun adaylardır.

Tedavinin Temelini Hangi Teori Oluşturmaktadır ?

Temel yaklaşım, beyne ağrı duyusunu ileten yüzeyel sinirlerin bir şekilde bulunduğu mikro çevrede sıkışması yada çevresel uyaranlardan etkilenmesi olarak tariflenebilir. Tanımlanmış olan Tetik Nokta Teorisi migren atağının bir başlangıç noktası bulunduğu, bu noktada mekanik sıkışıklığın kimyasal etkilere dönüşerek sinirlerin uyarıldığı, bu durumunda beyinde migren atağını tetikleyen süreci başlattığı savı üzerinde durulmaktadır.

Migren Hastalığının Nedenine Yönelik Tedavi Nasıl Bulundu ? / Neden Plastik Cerrahi ?

Amerikalı ünlü Plastik Cerrah Bahman Guyuron 2000 yıllarında alın germe ameliyatı yaptığı hastalardan geri dönüş olarak estetik sonuçların yanı sıra migren ataklarından da kurtulduklarını belirtmişler. Dünya genelinin yaklaşık altıda birini etkileyen migren hastalığının kesin olarak çözümlenmesi yolunda atılan adımlar bu dönemde başlayarak son yıllarda uluslararası geçerliliği olan bir tedavi şekline dönüşmüştür. Neden Plastik Cerrahi sorusunun cevabı aslında tesadüflerde gizli gibi görünse de aslında Plastik Cerrahinin ilgi alanları araştırıldığında bu durum daha net olarak anlaşılabilir. Plastik Cerrahi çoğumuzun bilmediği, çoğu zaman ihtiyaç durumunda tanıdığı mikro cerrahi yöntemler ile zarar görmüş, sıkışmış yada işlevini yitirmiş periferik (yüzeyel) sinirlerin kurtarılması açısından önemli bir görev üstlenmektedir. Bu alt yapıyla migren ameliyatında birincil derecede etkin bir öneme sahiptir.

Migren Toplumda Nasıl Bir Hastalık Olarak Bilinir ?

Migren denilince beyin içinden kaynaklanan kimi zaman ilaçlarla baskılanabilen, çoğu zaman ise tedavisi olmayan bir hastalık olarak tanıdığımız, ataklarla seyreden ve kişinin hayatını kısıtlayan bir kısır döngü süreci akla gelir. Günümüze kadar bir çok tedavi yöntemi denenmiş ve genel olarak etkin bir sonuca ulaşan yöntem bulunamamıştır. Bu durumun asıl sebebi migreni oluşturan asıl nedenlerin bulunamaması ve daha çok oluşan semptomların giderilmesi üzerinde çalışmaların yoğunlaştırılmasıdır. Bu durum vazgeçilemez bir sektör haline dönüşen, hastaların ve ülkelerin devamlı parasını harcadığı ve sonucunda ilaçlarla geçici bir iyilik halinin sağlandığı yada sağlanamadığı tek yöntem olarak bilinmektedir. Diğer girişimsel uygulamalar ağrının yönünü değiştirerek etki etmekte ise de nedene yönelik çözüm 14 yıl öncesine kadar bilinmiyordu.